Adam Fawer – Olasılıksız

Orjinal ismi: Improbable
Çeviri: Şirin Okyayuz Yener
2006, April Yayınları, 472 s.
Idefix Tanıtımı

Kitabın içeriğinden bağımsız olarak, elimizde tuttuğumuz eserin şekli ve düzeni ile ilgili birkaç şey söylemek lazım öncelikle. Belki hepsi öyle değildir ancak benim satın aldığım kopyanın baskı kalitesi oldukça kötüydü, yer yer silik sayfalar, arka kapağa yapışmış son sayfa (neden arada bir boş sayfa yok anlamış değilim) ve yazım hataları yazarla ya da kitapla ilgili olmasa da yayınevi ile ilgili oldukça kötü bir izlenim yaratıyor. Sonuçta 18 TL ödeyerek satın aldığınız bir kitabın daha kaliteli olmasını bekliyorsunuz.

Hikayeye gelince; zaman zaman derslerde olasılık ve karar alma süreçleri ile ilgili örnek vermek için romanları seçmeyi uygun buluyorum, kitabı okuma nedenim de tam olarak buydu zaten. Oldukça sürükleyici bir roman, biyolojiden felsefeye, matematikten fiziğe kadar sayfa aralarında yer alan bilgilerin de çok iyi yedirildiğini düşünüyorum. Bu açıdan başarılı buldum. Tabii Adam Fawer, bilimsel kuramlarla ilgili bilgileri (özellikle kuantum fiziği ve olasılık) romanına yedirirken okuyucu sıkacak ayrıntılardan elinden geldiğince kaçınmış; bu nedenle bazı yerlerde anlatılanları az buluyorsunuz ama hiç değilse okuyucuyu yeni bir şeyler okuma konusunda yüreklendiriyor.

Kitabın kahramanı David Caine, olasılık kuramları eşliğinde – biraz da Jung’un kolektif bilinçaltı düşüncesini – kullarak zamanın göreliliğini kullanarak geleceği tahmin etmeye çalışıyor. Bu açıdan standart okuyucunun paranormal ya da doğaüstü anlam arayışını da oldukça başarılı bir şekilde cevaplandırıyor ve bu yaparken bilimsel doğrulardan da ayrılmamaya özen gösteriyor. Sadece bu kısmı bile çok zekice. Kitabın tek olumsuz yanı fazla macera romanı modunda yazılmış olması. Açıkcası başrollerinde Bruce Willis’in oynayacağı bir Amerikan filmi senaryosu izlenimi veriyor. Ancak okumaya başlayınca elinizden kolay kolay bırakamayacaksınız.

Issız Adam

Sen dizime yattın, ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün.

Çağan Irmak, bu filminde sonu yine pek de beklenildiği gibi bitmeyen – iyi ki de öyle olan – bir aşk hikayesini, Ada ile Alper’in hikayesini anlatıyor bizlere. Filmin kendisi kadar müziklerinin de konuşulduğu Issız Adam mutlaka seyredilmesi gereken bir film. Filmle ilgili yapılan bazı eleştiriler özellikle kullanılan müzikler üzerinde yoğunlaştı. Eleştiri sahipleri, Çağan Irmak’ın Türk seyircisinin kalbine giden yolu bulduğunu ve bunun için de eski şarkıları kullandığını söylediler ancak herkesin de bildiği gibi bu şarkılar onlarca yıldır orada duruyorlardı zaten. Bütün bu şarkılar hem onları dinlemek isteyenlere hem de kendi eserlerinde kullanmak isteyenlere ulaşmak için hazır olarak duruyorlardı. Bu nedenle Çağan Irmak’ın popülist bir kolaycılığa kaçtığını düşünmüyorum aksine şarkı seçimlerini çok zekice ve yerinde buluyorum.

Alper rolündeki Cemal Hünal’in ve Ada rolündeki Melis Birkan’ın performansları övgüye değer. Abartısız, doğal, yumuşak oyunları seyredeleri kendisine çekiyor. İlk tanışma ve telefon numarası verme sahnelerindeki kolaycılığı hesaba katmazsak senaryosu oldukça ilginç ve sıradışı. İnsan varoluşunun iki önemli ve çatışan kaygısını, bağlılığı ve özgürlüğü işleyen hikayesi bize de acaba hangisi daha iyi sorusunu düşündürtüyor. Özgürlük ya da bağlılık biraradayken olur mu olmaz mı diye düşünüyorsanız bu filmi izlemenizde fayda var.

İzlerken – daha doğrusu bittiğinde – biraz yarım kalmış hissi uyandırsa da kesinlikle harika bir film.

Yönetmen: Çağan Irmak
Senaryo: Çağan Irmak
Yapım yılı: 2008

Issız Adam Resmi İnternet Sitesi
IMDB Sayfası

Ahmet Ümit – Bab-ı Esrar

2008, Doğan Kitap, 396 s.
Idefix Tanıtımı

Bu yıl okuduğum en iyi kitap olarak adlandırabileceğim; üzerinde çalışılmış, düşünülmüş, emek sarfedilmiş harika bir roman. Ahmet Ümit’in kendine has akıcı anlatımı bu sefer felsefik / mistik bir konu ile birleşmiş durumda: Mevlana ve Şems-i Tebrizi. Heyecanlı bir polisiye roman tadında olsa da daha çok felsefik tartışmaları ile dikkatimi çekti. Özellikle varoluş üzerine aktarımları Mevlana’nın ve Şems-i Tebrizi’nin dünyaya bakış açısından okumak çok keyifli.

“… Çoğu zaman mesele Tanrı’nın ne olduğu değil, bizim onda ne gördüğümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti görür, zalim olanlar şiddeti. Zeki olanlar aklı görür, aptal olanlar kör inancı, alimler bilimi görür, cahiller mucizeyi…” s.33

Kitap hakkında çok şey söylenebilir ancak yukarıdaki cümleleri tek tek anlatmak da belki kitaba haksızlık. Çünkü Bab-ı Esrar bir bütün olarak değerlendirmeyi hakeden bir kitap. Okuyanın kimliğine göre anlama bürünecek bir niteliğe sahip. Ölümsüz aşk peşinde olanların yolculuğunu okumanızı şiddetle öneririm.

Luke Rhinehart – Zar Adam

Orjinal ismi:The Dice Man
Çeviri: Enver Günsel
2008, Pegasus Yayınları, 464 s.
Idefix Tanıtımı

Hayatın anlamı üzerinde arayışları olan bir psikiyatristin, Luke Rhinehart’ın, kendi geliştirdiği zar kuramı çerçevesinde, çevresinde olan bitenleri tamamen şansa bağlı olarak değiştirme yolculuğunu anlatan ilginç bir kitap. Kitabın ilk yarısı olayların hızı ve merak uyandıran niteliği nedeni ile bir çırpıda okunup bitiriliyor ancak ikinci yarısında artık farklı bir kurgu bekliyorsanız sizi hayal kırıklığına uğratıyor. Oldukça iyi düşünülmüş ve ilginç bir kurgu olmasına rağmen tekrarlar biraz sıkıcı olabiliyor. Yazarın özellikle cinselliği de kendi kurgusunu güçlendirmek için sıklıkla kullandığını düşünüyorum. Karar verme süreçlerinin şansa bırakılma önerisi çok yeni ya da bilinmeyen bir öneri değil kuşkusuz ama bunun bir romana ilham vermiş olması oldukca çekici. Ancak daha önce de söylediğim gibi 464 sayfalık kitabın içerisindeki tekrarlar, kitabın hemen başlarında yarattığı etkiyi biraz azaltıyor. Yine de değişik bir kitap okumak isteyenlere önerebilirim. Son söz çeviri ile ilgili; maalesef çok çok iyi bir çeviri olduğunu söyleyemiyorum. Ufak tefek de olsun bazı maddi hatalara rastlanıyor ya da “D-day” kavramını “Kıyamet günü” yerine “D-günü” diye çevirmek gibi yanlış tercihler de söz konusu.

Galilei’nin Yaşamı

Yazan: Bertolt Brecht
Çeviren: Ahmet Cemal
Yönetmen: Erhan Gökgücü
Oyuncular: Tamer Levent, Rengin Samurçay, Çetin Azer Aras, Serdar Kayaokay, Alper Tazebaş, Yavuz Sepetçi, Şemsettin Zırhlı, Fuat Çiyiltepe, Volkan Benli, Ersin Ayhan, Özlem Tokaslan, Pervin Bağdat, Bahadır Tunç, Koray Alper, Hande Keçeci, Çağlar Maçkalı, Tülay Sarıca, Sahir Tamer, Eşref Ergü Pişirici, Pınar Uslu, Ögür Günay, Tuba Tazebaş, Hasan Ataman, Erkan Erkoç, Gökhan Olcay, Volkan Eliaçık, Murat Ateş, Mahmut Işık, Tamer Yılmaz.

1564 – 1642 yıllarında yaşamış olan ünlü fizikçi Galileo Galilei‘nin hayatının en verimli dönemini ve Vatikan’la olan çatışmasını anlatan 2 perdelik bu oyun yaklaşık 3 saat sürüyor. Galile’i canlandıran Tamer Levent’in performansı izlemeye değer. Üç saat boyunca sesinde en ufak bir titreme / çatallaşma olmadan ve netliğinden hiçbir şey kaybetmeden sahnede performans gösteren Tamer Levent ile birlikte kalabalık kadronun tamamı kendi rollerinde gerçekten mükemmel bir performans sergiliyorlar. Özellikle önce hizmetçisin küçük oğlu sonra ise meslektaşı olan Andrea’yı canlandıran Koray Alper (çocuk Andrea) ve Serdar Kayaokay (Andrea) ile küçük keşiş Fulganzio rolünde sahneye çıkan Ersin Ayhan dikkat çekiyor.

Oyunun kendisi de içinize işleyecek ve öfkelendirecek kadar etkili. Bilim – sahte bilim ve dogmatik dini inançlar arasındaki mücadelin yüzyıllardır hemen hemen aynı şekilde sürüyor olmasını görmek gerçekten acı verici. Üzerinden yaklaşık 500 yıl geçmesine rağmen hala aynı mücadelenin devam ettiğini görmek ve bilimin saldırılara maruz kaldığını görmek acı verici.

Oyunda kafama takılan tek şey Galilei’nin efsane Eppur si muove (Yine de dönüyor!) cümlesini duyamamak oldu. Galiei – anlatıya göre – bu cümleyi kendi kuramını reddetmek zorunda kaldıktan sonra dışarı çıktığında kurar. Engizisyon mahkemesi karşısındaki tutumu uzun süre eleştirilen ve canını kurtarmak için “Dünya dönmüyor” demek zorunda kalan bu bilim insanının içini kemiren doğruluk sorgu çıkışında kendisini onun dudaklarından dışarı atar.

Bu yorum oyunun 18 Aralık 2008 tarihinde Çayyolu Tiyatrosu’daki temsili referans alınarak yapılmıştır.